🏢

Corporate / Plaza Jargonları

Kurumsal ofis jargonu ve plaza dili

112 terim RSS Bingo
😬

FYI

📖 Resmi:

For Your Information - Bilginiz olsun, haberdar olmanız için

💬 Gerçek:

Sana bilgi veriyorum ama bir şey yapmanı beklemiyorum, sadece bil diye söylüyorum

"FYI, toplantı yarın saat 14:00'e ertelendi"
⭐⭐ 😬

RFO

📖 Resmi:

Request for Offer/Quotation - Teklif talebi, tedarikçilerden fiyat ve hizmet teklifleri istemek için kullanılan resmi süreç

💬 Gerçek:

Şirketlerin 'Kim bize en ucuz yapar?' diye sorup tedarikçileri birbirine kırdırdığı süreç. Herkes en iyi teklifini verir, sonunda genelde en ucuz olan kazanır.

"Yeni ofis mobilyaları için 5 firmaya RFO gönderdik, hangi firma kazanırsa artık."
😬

SM

📖 Resmi:

Social Media - Sosyal Medya

💬 Gerçek:

Instagram, Twitter, TikTok gibi sosyal medya platformlarının tamamını kapsayan genel terim

"Bu kampanya için SM stratejimizi gözden geçirmemiz lazım."
⭐⭐ 😬😬

ROI

📖 Resmi:

Return on Investment - Yatırım getirisi oranını gösteren finansal metrik

💬 Gerçek:

Bir yatırımdan ne kadar para kazandığını ölçen oran. Corporate dünyada her şeyin ROI'sini hesaplama takıntısı var.

"Bu projenin ROI'si düşük, bütçeyi artırmamız lazım."
⭐⭐ 😬

CMO

📖 Resmi:

Chief Marketing Officer - Pazarlama Direktörü/Genel Müdürü

💬 Gerçek:

Şirketin pazarlama stratejisinden sorumlu en üst düzey yönetici, markanın yüzü

"Yeni CMO'muz dijital pazarlama deneyimi çok güçlü, kampanyalar artık çok daha etkili"
⭐⭐ 😬😬

COO

📖 Resmi:

Chief Operating Officer - Şirketin günlük operasyonlarından sorumlu üst düzey yönetici

💬 Gerçek:

Şirkette CEO'dan sonra gelen, her şeyin döndüğü operasyon kralı/kraliçesi

"Yeni COO'muz çok sert, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak."
⭐⭐ 😬

CFO

📖 Resmi:

Chief Financial Officer - Finans Direktörü

💬 Gerçek:

Şirketin parasına bakan en üst düzey finans sorumlusu, bütçeyi kontrol eden kişi

"CFO bu projeye bütçe ayırmayacağını söyledi, para sıkışık bu dönem."
😬😬

CEO

📖 Resmi:

Chief Executive Officer - Bir şirketin en üst düzey yöneticisi, icra kurulu başkanı

💬 Gerçek:

Şirketin tepesindeki adam/kadın, büyük patron, karar veren kişi. Bazen alaycı şekilde 'kendini CEO sanan' tarzında da kullanılır.

"Adam 3 kişilik startupında kendine CEO diyor, LinkedIn'de motivasyon postu atıyor."
⭐⭐ 😬😬

MR

📖 Resmi:

Meeting Requests - Toplantı talepleri

💬 Gerçek:

E-posta kutusunu dolduran, çoğu zaman gereksiz toplantı davetleri. Ofis hayatının kaçınılmaz bir parçası olan 'toplantı bombardımanı'

"Sabah başında 15 tane MR gelmiş, yarım gün toplantıda geçecek yine."
⭐⭐ 😬

pr

📖 Resmi:

Public Relations - Halkla İlişkiler, kurumların imajını yönetme ve tanıtım faaliyetleri

💬 Gerçek:

Şirketin/kişinin imajını parlatmak için yapılan her türlü reklam, tanıtım ve medya faaliyeti

"Bu lansman için güçlü bir PR kampanyası yapmalıyız."
⭐⭐⭐ 😬😬

Net Promoter Score (NPS)

📖 Resmi:

Bir şirketin müşteri sadakatini ve memnuniyetini ölçmek için kullanılan bir yönetim aracı. 'Müşterilerimiz bizi başkalarına tavsiye eder mi?' sorusuna verilen yanıtlarla hesaplanır.

💬 Gerçek:

Müşterilere 'bizi arkadaşlarınıza tavsiye eder misiniz?' diye sorup, verilen puanlara göre şirketin ne kadar 'sevildiğini' ölçme yöntemi.

"Bu çeyrekteki 'NPS' skorlarımız oldukça yüksek, bu da müşteri sadakatimizin arttığını gösteriyor."
⭐⭐ 😬😬

Employee Experience (EX)

📖 Resmi:

Bir çalışanın işe alımından ayrılışına kadar tüm kariyeri boyunca bir şirketle yaşadığı deneyimlerin toplamı.

💬 Gerçek:

Çalışanın 'mutlu' olması için maaş dışında yapılan her şey; ofis ortamı, sosyal aktiviteler, gelişim fırsatları.

"'Employee Experience' ekibimiz, ofis içi etkinliklerle çalışan bağlılığını artırmayı hedefliyor."
⭐⭐ 😬

Customer Journey

📖 Resmi:

Bir müşterinin bir ürün veya hizmetle ilk temasından satın alma sonrası etkileşimlere kadar geçirdiği tüm süreç.

💬 Gerçek:

Müşterinin 'nasıl tavlayabiliriz'den, 'satışı yaptıktan sonra da peşini bırakmayalım'a kadar tüm yolculuğu.

"'Customer Journey' haritalarımızı güncelleyerek müşteri temas noktalarını optimize etmeliyiz."
⭐⭐ 😬😬

Human-Centric Design

📖 Resmi:

Ürün, hizmet veya sistem tasarlarken, son kullanıcının ihtiyaçlarını, davranışlarını ve hedeflerini merkeze alan bir yaklaşım.

💬 Gerçek:

Geliştirdiğimiz her şeyi, 'kullanıcı ne ister, ne hisseder' diye düşünerek tasarlamak, böylece müşteri memnuniyetini artırmak (ve satışı garantilemek).

"Yeni uygulamanın arayüzünü 'human-centric design' prensiplerine göre baştan tasarladık."
⭐⭐⭐ 😬😬

Culture Add

📖 Resmi:

Bir adayın mevcut şirket kültürüne benzemek yerine, farklı bakış açıları, deneyimler ve değerler katarak kültürü zenginleştirmesi.

💬 Gerçek:

'Culture Fit'in daha şık ve kapsayıcı versiyonu; yani bizden olmasa da bize farklılık katacak biri olsun.

"İşe alım stratejimizde artık 'culture fit' yerine 'culture add' arıyoruz, çeşitliliğe önem veriyoruz."
⭐⭐ 😬😬😬

Quiet Firing

📖 Resmi:

Bir çalışanı doğrudan işten çıkarmak yerine, ona terfi, gelişim fırsatları veya geri bildirim vermeyerek, iş yükünü azaltmayarak veya dışlayarak istifaya zorlama.

💬 Gerçek:

Çalışanı kovmak yerine, 'sana kapıyı gösteriyoruz ama sen anlamıyorsun' diyerek, çalışanın kendi isteğiyle gitmesini sağlamak.

"Yönetici, çalışana sürekli anlamsız görevler verip 'quiet firing' yapıyor gibi duruyor."
⭐⭐⭐ 😬😬

Digital Dexterity

📖 Resmi:

Çalışanların yeni ve mevcut teknolojileri işlerinde kullanma, anlama ve bunlara adapte olma becerisi.

💬 Gerçek:

Yeni bir yazılım çıktığında 'ben yapamam' demek yerine 'öğrenirim' diyen, teknolojiye yatkın çalışan.

"Şirketimizin 'digital dexterity' seviyesini artırmak için yeni eğitim programları düzenliyoruz."
⭐⭐ 😬

Ecosystem

📖 Resmi:

Birbirine bağlı çeşitli kuruluşların (şirketler, müşteriler, tedarikçiler, geliştiriciler vb.) karşılıklı fayda sağlamak için birlikte çalıştığı karmaşık bir iş ağı.

💬 Gerçek:

Çok sayıda paydaşın olduğu, 'herkesin bir şekilde birbirine bağlı olduğu büyük bir aile' denilen ama aslında herkesin kendi çıkarını kolladığı iş ortamı.

"Startup'ımız, fintech 'ecosystem'inde önemli bir oyuncu olmayı hedefliyor."
⭐⭐⭐ 😬😬

Hyper-personalization

📖 Resmi:

Müşterinin gerçek zamanlı davranışlarını, tercihlerini ve geçmiş etkileşimlerini kullanarak son derece kişiselleştirilmiş ürün, hizmet veya içerik sunumu.

💬 Gerçek:

O kadar kişiye özel bir deneyim sunmak ki, müşteri 'beni nasıl bu kadar iyi tanıyorlar?' diye şaşırsın (veya biraz ürksün).

"Yeni CRM sistemimiz sayesinde müşterilerimize 'hyper-personalization' ile yaklaşıyor, satışlarımızı artırıyoruz."
⭐⭐⭐⭐ 😬😬😬

Metaverse Strategy

📖 Resmi:

Bir şirketin, sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve blok zinciri teknolojilerini kullanarak oluşturulan 'metaverse' evrenindeki varlığını, etkileşimlerini ve ticari faaliyetlerini planlaması.

💬 Gerçek:

Sanal bir evrende toplantı yapma, ürün satma veya 'NFT' koleksiyonu çıkarma fikri; henüz tam olarak ne işe yaradığı belli olmasa da yatırımcıya 'modern' görünme çabası.

"Yönetim kurulunda 'Metaverse Strategy'mizi detaylıca tartıştık, sanal ofis kurma fikrine sıcak bakıyoruz."