Based
Temelli, dayanarak
Bir kişinin görüşüne tamamen katılmak, mantıklı, gerçekçi ve doğru bulmak; onaylamak.
Sokak ağzı ve günlük konuşma dili
Temelli, dayanarak
Bir kişinin görüşüne tamamen katılmak, mantıklı, gerçekçi ve doğru bulmak; onaylamak.
Ani korkutma
Beklenmedik bir anda ortaya çıkan ve kişiyi ani bir şok veya korkuyla sıçratan durum, ses veya görüntü.
Bir şeyi bir yerden başka bir yere çekmek
Bir şeyin (film, dizi, kitap, sohbet vb.) çok ilgi çekici, akıcı, merak uyandırıcı ve bağımlılık yapıcı olması.
Tanımsız
Bir şeyi (mesaj, beğeni, yorum vb.) tekrar tekrar ve aşırı miktarda yapmak veya göndermek.
Ruh hali, duygu durumu
O anki ruh halini veya genel bir durumu özetlemek için kullanılır. Genellikle bir resim, GIF veya cümle ile ifade edilir.
Yunan alfabesinin 18. harfi
Kendi yolunda giden, popüler trendlere uymayan, bağımsız ve özgüvenli 'yalnız kurt' karakterdeki birey.
Psikopat kelimesinin kısaltması veya argosu
Aşırı, çılgın, tuhaf, beklenmedik veya sıradışı davranışlar sergileyen kişi ya da durumu tanımlamak için kullanılır.
Bir şeyi öğütmek, öğüterek şekil vermek
Bir amaç uğruna çok çalışmak, çabalamak, genellikle uzun ve yorucu bir süreçten geçmek.
Edebi eserlerde olayların belli bir düzen içinde gelişimi
Bir durumun, özellikle de beklenmedik ve dramatik bir olayın karmaşık, genellikle alaycı bir şekilde anlatılması veya yorumlanması.
Karşıdaki kişinin bir konu hakkında daha bilgili olduğunu veya kararı ona bıraktığını ifade eden bir onay/pas geçme cümlesi.
Genellikle pasif-agresif bir şekilde, karşıdaki kişinin aldığı kararın sonucunu kendi sorumluluğuna bırakmak, aslında fikre katılmadığını ancak tartışmak istemediğini belli etmek.
Bir şeyin veya bir kişinin bulunduğu yere uymaması, sırıtmamak, yakışmaması.
Bir kıyafetin, bir eşyanın veya bir kişinin içinde bulunduğu ortama, duruma veya kişiliğine uygun olmaması, yapmacık veya uyumsuz görünmesi.
'Ne ilgisi var?', 'Konuyla alakası ne?' anlamında kullanılan bir soru cümlesi.
Birinin söylediği veya yaptığı şeyin mevcut durumla, konuyla veya mantıkla hiçbir ilgisi olmadığını, alakasız olduğunu ifade etmek için şaşkınlık veya tepkiyle sorulan soru.
Bir yükün, sorumluluğun veya durumun kaldırılması zor olması.
Bir durumun, bir duygunun veya bir sorumluluğun kişiyi ruhen veya zihnen yorması, kapasitesini aşması, kaldıramaması.
Göz zevkine hitap eden, çeşitli ve estetik görsellerin sunulduğu bir etkinlik veya manzara.
Gerçekten çok güzel ve estetik bir görüntüyü tanımlamak için kullanılır. Bazen de ironik olarak, kötü bir görseli abartılı bir şekilde eleştirmek için.
Gerçek bir şelale gibi sürekli ve yoğun bir şekilde mizah üretilen veya yayılan bir ortam/durum.
Genellikle alaycı bir şekilde, komik olduğunu düşündüğü bir şeyi paylaşan veya söyleyen ama aslında hiç komik olmayan kişi veya duruma yapılan eleştirel/alaycı gönderme.
Kötü duruma düşmek, utanılacak bir hale gelmek.
Genellikle küçük bir hata veya aksilik sonucunda bile aşırı derecede utanmak, mahcup olmak veya çevresinde alay konusu olmak. Abartılı bir kullanım taşır.
Bir şeye bakmak için başını uzatmak.
İlgisi olmayan bir konuya karışmak, başkasının işine burnunu sokmak, meraklı olmak.
'Bir şey söylemek' veya 'şunu demek' anlamında bir eylemi işaret etmek için kullanılan bir kalıp.
Genellikle alaycı bir şekilde, karşıdaki kişinin ne kadar bariz, klişe veya abartılı bir şey söyleyeceğini ifade etmek için kullanılan bir ön söz veya taklit. Bazen de ne diyeceğini bilemeyip dolgu olarak kullanılır.
Finansal piyasalarda yapılan yorum veya analizlerin kişisel görüş olup, yatırım kararı verirken rehber alınmaması gerektiğini belirten yasal bir uyarı.
Özellikle kripto para veya hisse senedi gibi volatil piyasalarda, birinin bir şeye yatırım yapmayı önermesinin ardından, olası sorumluluktan kaçınmak için mizahi veya gerçek anlamda kullanılan bir feragatname.
Bir yere veya nesnenin üzerine ağırlık vermek, oturmak; veya bir malın değerinin aniden düşmesi.
Bir fırsatın üzerine atlamak, bir şeyi hızla ele geçirmek veya birinden/bir şeyden anında faydalanmak. Bazen de fiziksel olarak yorgunluktan bir yere yığılmak.