suistimal
Bir hak, yetki veya gücün kötüye kullanılması, amacının dışında kullanılması
Elindeki yetkiyi, gücü veya imkanı kendi çıkarı için ya da yanlış amaçlarla kullanmak; 'yetkiyi sulandırmak'
Mahkeme dili, resmi yazışma jargonu, bürokratik terimler
Bir hak, yetki veya gücün kötüye kullanılması, amacının dışında kullanılması
Elindeki yetkiyi, gücü veya imkanı kendi çıkarı için ya da yanlış amaçlarla kullanmak; 'yetkiyi sulandırmak'
Tıp ve hukuk terminolojisinde 'dışarıdan gelen, tesadüfi, geçici' anlamında kullanılan Arapça kökenli terim
Doktorlar ve hukukçuların 'rastlantısal' veya 'dış faktörlerden kaynaklanan' demek için kullandığı ağır kelime
Hukukta geçersiz, hükümsüz, etkisiz olan; yasal değeri bulunmayan
Hukukçuların 'bu işlem hiçbir hükmü yok, tamamen geçersiz' demek için kullandığı klasik terim
Başlangıç, başlama, ilk adım
Bir işin, sürecin veya durumun en başı, ilk aşaması - genelde resmi veya ciddi konularda kullanılır
Sürekli, kalıcı, geçici olmayan, devam eden
Hukuki metinlerde 'sürekli' anlamında kullanılan ağır terim. Genelde resmi evrakta göz korkutmak için kullanılır.
Delil, belirti, işaret, iz
Hukuki süreçlerde bir durumun varlığını gösteren işaret veya belirti. Genellikle kesin delil değil ama şüphe uyandıran durumlar için kullanılır.
İzin, müsaade, geçiş hakkı
Resmi ortamlarda veya eski usul 'izin alabilir miyim' demek, biraz ağırbaşlı/ciddi ton
Bir haktan vazgeçme, bir şeyi bırakma, terk etme anlamında hukuki terim
Genelde miras payından veya bir haktan vazgeçmek için imzalanan resmi belge
Osmanlı İmparatorluğu'nda II. Abdülhamid dönemindeki mutlakıyetçi yönetim tarzı; zorba, baskıcı yönetim
Günümüzde herhangi bir otoriterlik, baskı, zorbalık durumunu tarihsel referansla eleştirmek için kullanılan kelime
Kaçınma, sakınma, çekinme, bir şeyden uzak durma
Hukuk ve bürokrasi dünyasında 'ben bu işe karışmam, mesafeli dururum' demek için kullanılan ağdalı terim
Davet, çağrı veya talebe olumlu yanıt verme, kabul etme
Hukukçuların ve bürokratların 'evet dedim, kabul ettim' demek için kullandığı fancy kelime
Zor, güç, güçlük çeken, problemli
Çözümü zor, karmaşık, başa çıkılması güç durum veya mesele
Resmi görev yeri, mevki, rütbe veya derece
Güçlü pozisyon, yetki sahibi olmak, statü sahibi olmak - genelde bürokraside veya iş dünyasında prestij ifade eden konum
Bir suçun veya haksız eylemin zarar verdiği kişi
Kendini sürekli haksızlığa uğramış gösteren, durumdan şikayetçi olan kişi; bazen gerçekten zarar görmüş, bazen de kurban rolü oynayan
Resmi makamlara sunulan yazılı dilekçe, başvuru
Devlet dairesine, mahkemeye falan verdiğin resmi yazı. Klasik bürokrasi dili.
Hukukta kanıtın gösterdiği işaret, belirti, iz
Hukuk dünyasında 'elimizde bu konuda delalet var' derken aslında 'bu durumu gösteren işaretlerimiz/ipuçlarımız var' demek isteniyor
Benzer özellik gösteren örnek, misal; hukukta içtihat oluşturan benzer dava
Mahkemede 'Bak işte bu davada böyle karar verilmiş, seninkine de emsal olsun' diye gösterilen benzer durumlar
En uygun olan, en az zararlı olan, en makul olan (Arapça kökenli)
En mantıklı seçenek, en az kötü olan alternatif - genelde ideal olmayan durumlar arasından en iyisini seçerken kullanılır
Çevreye, şartlara veya duruma uyum sağlama, adaptasyon
Genelde bürokratic ortamlarda 'ayak uydurma', sisteme uyma anlamında kullanılan biraz ağır bir kelime
Sağlık durumu nedeniyle görevden ayrılma veya emekli olma
Hastalık, sakatlık veya sağlık sorunu nedeniyle işten ayrılmak ya da emekli olmak zorunda kalmak